Geleceği Gördüm... Karanlıktı!

En son güncellendiği tarih: Şub 13

Hiç karıncanın yangına su taşıdığı hikâyeyi duydunuz mu? Koca bir yangını tek başına durduramayacağı gibi aşikâr bir gerçeği kabul etmek yerine, elinden gelen çabayı gösterdiğini ve bunu neden yaptığı sorulunca, “Olsun ben tarafımı belli ediyorum.” dediğini? Bu hikâye birçok kültürde, farklı karakterle aynı fikir etrafına inşa edilerek anlatıldığına göre, muhakkak almışsınızdır kıssadan hissenizi.


Peki, bu hikâyenin daha farklı, hatta bir güncel versiyonunun olduğunu biliyor musunuz? Geride bırakmakta olduğumuz yeni yılın ilk ayının başlarında belki milyonlarca kişi bu hikayenin bir parçası haline geldi. Hatta dünyanın her yerinde, her saniye farklı biçimlerle ortaya çıkan hikâyenin değişmeyen tek ortak kahramanı da sizlersiniz. Biz şimdilik bir tanesine odaklanalım. Kışın soğuğundan aman vermemesi gereken günlerinden birinde, belki de yeni yılın ilk saatlerinde, “biraz hava alması” için açtığınız camdan içeri giren küçük bir canlıyla başlıyor öykümüz. Kafanızı yastığa koyduğunuz andan itibaren başınızın üzerinde gezen, sinir bozucu sesiyle sizleri rahatsız eden, uykunuzu bölen bu canlı ve hepimizin sorduğu aynı soru;


“Kışın ortasında sivrisineğin ne işi var burada?”


Bu sefer hep bir ağızdan sorduğumuz sorunun cevabını sivrisineklerden ya da karıncalardan beklemek yerine, kendimiz vermeye çalışarak döngüyü kıralım mı? En azından parçası olduğumuz öykünün hakkını vermeye gayret gösterelim, çünkü biliyorsunuz biz “modern insanlarız.”


Hepimiz adına utanıyor! Photo by Jacqueline Godany

On binlerce yıllık serüvenimizin geldiği en “modern”, çocuklarımızdan ve geleceğimizden çaldığımız, ölümsüzlüğü hedef koyarak torunlarımızı öldürdüğümüz çağdayız. Medeniyetimizin birkaç yüzyıl öncesine denk düşen ve katlanarak devam eden modern gelişimimiz, artık saatlerle ölçülebilecek kadar hızlı bir hal aldı. Dün, hiç olmadığı kadar geride ve yarın hiç olmadığı kadar yakın. Modern çağda, her gün önümüze düşen haberleri incelediğimizde, çocukluğumuzun sınırsız hayallerini gerçeğe dönüştüren heyecan verici teknolojik ve bilimsel gelişmeleri görürüz. Yeni duyurulan bir ürünü, farkında olmadan hayatımızın içerisinde bulur ve bize sunulan tüm seçeneklere, yirmi ya da otuz yıl önceden bakıldığında “olağanüstü” denebilecek şekilde adapte oluruz. Yıldızlar, parmaklarımızın ucundadır artık.


Pek de yaratıcı olmadığını kabul ediyorum ama bir şeyler söylüyor kabul edin!

Oysaki gelişmek, yaşayan tüm canlılar gibi mecbur olduğumuz ve bir önceki halimize göre daha iyisi olmak için ilerlediğimiz istikamettir. Bizi yanılsamalar içerisinde bırakan ekonomik disiplinlere borçlu olmadığımız, bir “tür” olarak başarabileceklerimizin yansımasıdır. Kendi içimize döndüğümüz, “değiştiğimiz” ama kesinlikle “ilerlemediğimiz” modern hayatlarımızı oluşturan bu “yeni çağ”, hepimizi birer suç ortağı haline getirmekten başka bir şey yapmamakta ne yazık ki.


Kendimizi gelişiyor yanılgısının içinde bulunduğumuz bu “yeni çağ” da, ihtiyacımızdan fazlasını almamız için metrelerce uzayan raflardaki yiyecekler, ekonomik olarak her geçen gün yeni bir ailenin darboğaza itildiği günlerde çürümeye terk edilir. Bolluk içinde yaşadığımızı düşünmemiz için türlü şekillerle önümüze sunulan her türlü gıda ürünü, maddi imkânsızlıklarımız dolayısıyla bize yıldızlardan daha uzakken, birbirinden denizlerle; hatta nehirlerle ayrılan coğrafyaların bir kısmında “yiyemediğimiz” ve “ihtiyaç fazlası” türlü gıda ürünleri çöplükte çürür. Modern çağda, nehrin öteki tarafında açlık can alırken, bizler sadece sorgulamadığımız için bile suç ortaklarıyızdır.

Bol bol var ama içindeki boşluğu doldurabilecek mi bakalım? Photo by Peter Bond

İster kontrolden çıkmışçasına üretim yapan endüstriyel hayvancılık olsun, ister daha az maliyetle daha fazlasını üretmeye çalışan, saatler içerisinde doğadan götürdüklerinin yıllar içinde bile telafi edilemeyeceği gözü dönmüş küresel şirketler, ister buna duyarsız kalan hükümetler, isterse de bunların hiçbirini sorgulamadan tüketmesi için sunulanı saniyesinde elde eden bizler… Eğer amacımız suçluyu bulmak olursa, etrafımızda suçludan başka bir şey bulamayız. Kendi türümüze, doğamıza ve en önemlisi de çocuklarımıza karşı işlediğimiz suçların cezası, gelecek yıllarda tüm acımasızlığıyla bizleri beklemekte.


Yapılan araştırmalar gösteriyor ki sadece gıda israfı ve dolayısıyla bu israfı körükleyen gıda endüstrisi, başta küresel ısınma olmak üzere aklımıza her geldiğinde yüzümüzü ekşiten ve korkutan tüm sorunların başat bileşenlerinden biridir. Ve modern hayatın bir parçası olarak bizler, küçük ya da büyük katkılarıyla bu gıda israfının artmasına sebep olmaktayız. Bunu durdurmak için çok basit çözümlerin olduğu gerçeğini de göz önüne alırsak, suçumuz kendini sürekli katlayan bir hal almaktadır.

Hâlbuki gözümüzün önündeki gerçekleri sorgulama güdüsü biz insanları diğer canlılardan ayıran keskin bir özelliktir. Soru sormak, cevap vermekten çok daha fazla güç gerektirir elbette; ama küresel ısınmadan, değişen iklimlerden, her gün yükselen açlıktan ve ölmekte olan doğanın yaratacağı olumsuzluklarla mücadele etmekten daha zor değildir kesinlikle! Aynı, sorunlar yerine çözümün bir parçası olmak gibi.


Steril, fonksiyonel (?) ışıl ışıl ve parlak. Peki kim gerekliliğini sorgulayacak?

Dahataze ile sizlere, çözümün ve geleceğin inşasına katılmanız çağrısında bulunuyoruz! Global pandemi nedeniyle “kepenk kapatma” tehlikesiyle burun buruna gelen esnafa destek olmaya, gün sonunda yenmediği için atılan yiyecekleri yani gıda israfını önlemenize, her gün hissettiğimiz ekonomik buhranın yükünden kurtulmaya, birbirimize yardım etmeye zor günleri birbirimizle atlatarak değişimi ve iyiliği büyütmeye çağırıyoruz. Çünkü iyiliğin, virüslerden daha bulaşıcı olduğuna, kötü gidişatı hep birlikte değiştireceğimize inanıyoruz.


Dahataze atabileceğiniz onlarca adımlardan sadece biri. Diğer çözümler de telefonunuza indirebileceğiniz bir uygulama kadar kolay ve yapılabilir. Soruna veya sorunun kaynağına karşı, “Tek başıma neye yararım ki?” diye düşünmek yerine, attığınız her adımın, yaptığınız her iyiliğin bulaşacağını ve birilerine ilham olacağını unutmayın. O sivrisinek, yeni yılın ilk gününde odanıza girdiğinde iklim değişikliğinin erken sonuçlarından biriyle karşılaştınız. Büyük ihtimalle de öfkelendiniz ve o vızıltılardan kurtulup, uyumaya çalıştınız. Oysa sivrisineklerden kurtulmaya çalışmak yerine onlara kulak vermeliyiz. Onlar, değiştirmek için henüz geç kalmadığımız bir gelecekten geldiler. Gelecekteki yangına bir damla su taşıdılar ve küçücük varlıklarıyla cevabı, yukarıda yazılanlardan oluşan bir soruyu sormamıza neden oldular.


“Kışın ortasında ne işi var sivrisineğin burada?”


Unutmayın, bizler sivrisinekler çok daha büyüğüz.


42 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
  • Instagram
  • LinkedIn
  • Spotify
  • Twitter
  • Facebook

Tüm Hakları Saklıdır.  

Dahataze Teknoloji 2021©