Hadi gir ruhuma, yine sar/streç filmle beni!

Güncelleme tarihi: Şub 17


Zaman ve mekanlara bağlı olarak insanların kullandıkları eşyalar değişirken bu eşyaların kimyasal ve fiziksel özellikleri de değişiyor. Evet kimyasal ve fiziksel dedim çünkü biraz kimya biliyorum ve plastik nedir, ne değildir? Birazcık onu da biliyorum.

Örneğin insanlar, zamanında kap-kacak olarak topraktan ya da tahtadan yapılma eşyalar kullanırken günümüzde çoğunlukla plastik kullanmayı tercih ediyorlar. Petrol ve petrol türevi ürünler plastiğin ham maddesini oluşturur ve bu ürünlerin kimyasal dönüşümleri sonucunda plastik elde edilir.

Plastik sağlıklı mı? Değil. Peki neden kullanıyoruz? Çünkü toprak, metal ya da cam kaplara oranla daha ucuz ve taşıması daha kolay. Keşke plastik kullanımı sadece kap-kacak ile sınırlı kalsaydı ama plastik muhteviyatlı ambalaj, poşet gibi hayatımızın her yanını sarmış durumda...



Plastik ve manevi değerler… Şaka şaka! Şaşırdığım birkaç bilgi.


Zamanın telaşları çok başkaymış ki 19. Yüzyılda bilardo toplarının yapımında fildişinden plastiğe geçişle ilk plastik top yapılmış. 19. Yüzyılda ABD’de bilardo oyunu popüler hale gelince bilardo salonları artmış. E süreç böyle ilerlerken bilardo topuna olan talep de artmış fakat topların yapı malzemesi fildişi olduğu için fildişi bulmakta zorluklar yaşanmış ve ayrıca fildişi kullanımı hayvanlara da zarar veren bir durum olduğu için dönemin hayvanseverleri de bu durumun son bulmasını istemişler ve bunun için eyleme geçmişler, içeriği itibari ile enteresan ama süreç olarak oldukça tanıdık, öyle değil mi? Öyle ki Amerikalı bir bilardo topu imalatçısı alternatif bir malzeme bulunması için ortaya 10 bin dolar gibi bir ödül koymuş ve 1960’lara göre bir hayli hatırı sayılır bir miktar ve bu miktar günümüz Türkiye koşulları için yine çok büyük para ama neyse bu konulara girmeyelim... (Alişan - bu konulara girmeyelim/ play). Hikayemizi sonlandıracak olursak yapılan çalışmalar sonucunda plastik top huzurlara sunulmuş ve kabul almıştır. Plastik, fildişinden ucuz olması ve kolay üretilmesi ile üreticiye de kolaylıklar sağlayarak hayatımıza yerleşmeye başlamıştır.

Yine 19. Yüzyılın sonlarına doğru plastiğin kullanımı artıran önemli bir unsur hastanelerde kullanılmaya başlanması olmuştur. Kırılgan ve sterilizesi zor olan cam ürünler – serum şişesi, şırınga, ilaç tüpleri- yerini tek kullanımlık plastik ürünlere bırakmıştır. Kimsenin plastiğin zararlarından nasibini almadığı, ona adeta bir kutsal emanet gibi yaklaştığı zamanlar, bu zamanlar.


Bireycilik hiç bu kadar plastik olmamıştı…


20. yüzyılda plastik kullanımı tam gaz artmaya devam etmiştir. İçecek şişeleri, ambalaj kullanımı artmış ve tek kullanımlık plastik ürünlerin- çatal, bıçak, kap vs.- kullanımı artmıştır. Tek kullanımlık ürünler üreticiye kar, tüketiciye de ucuza geldiği ve taşıma kolaylığı sağladığı için tercih sebebi olmuştur ve olmaya devam etmektedir. Aynı dönemlerde sigara şirketleri de reklamlarında doktorları oynatmıştır. Sigara şirketleri, ileride dalga konusu olacak bu politikalarını bir süre sonra terk etmiş, doktorlar itibarlarını kurtarmış olsalar da, biz hala plastiklerle ilgili davranış ve alışkanlıklarımızı değiştiremiyoruz.


Hadi gir ruhuma, yine sar/streç filmle beni!
Bahsi geçen doktorlar, bu "doktorlar" değiller!

Plastik ürünler gölgesini satamadığı ağacı kesiyor, yani baya kapitalistmiş meğer.


Hazır yiyecek ürünleri satan şirketler plastik kullanımını artıran organlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Hazır yiyecek- içecek sektörü tek kullanımlık plastikleri yaygınlaşmasına neden oluyor. Tek porsiyonluk ürünler satan bu şirketler plastik kullanımını artırıyor. Greenpeace’ e göre markalı ürünlerin tek kullanımlık paketlerde sunulması, aşırı tüketimi artıran ve plastik kirliliğine de neden olan başlıca faktörlerden biri. Coca-Cola her saniye 3500 plastik şişe satmaktadır bu da demektir ki her yıl 100 milyardan fazla tek kullanımlık şişe satmaktadır. Bu şişeler okyanusta oluşturduğu adacıklarla turistlerin ilgi odağı olmuş, dünyanın görülmeye değer insan yapılarından biri olmuş demek çok isterdim ama dünyanın canına okuduk, müdürüm afedersin...



Plastik poşete dur de bez torbanı koy cebe.


Plastik poşet kendi yok gibi hafif ama ağırlığının 1000 katını taşıyabilir, insanlar için oldukça işlevsel. Su geçirmez ve hijyenik, kullan at deyince hemen akla gelebilecek bir ürün. Avrupa komisyonu yıllık kişi başına düşen poşet sayısını azaltmaya çalışıyor. Türkiye’de yıllık ortalama kişi başı 440 naylon poşet kullanılırken dünyada bu sayı 500 milyar ile 1 trilyon arasındadır. 2018 yılının sonu itibariyle Avrupa Komisyonu’nda alınan karara göre poşetler ücreti karşılığında satılmaya başlandı ki kullanımı azalsın. Modbury, İngiltere’de 2007 yılında poşet kullanımını yasaklayan ilk şehir. İtalya 2011, Fransa 2016 yılından bu yana poşet kullanımını yasaklamışken, Almanya’da 2016 yılından itibaren plastik poşetleri ücretli hale getirmiştir. Türkiye’de 2019 da ücretli plastik poşet uygulamasına geçmiştir.


Plastikler neden sorun yaratır?


- Denizlere, okyanuslara karışan plastik atıkların içindeki zehirli atıklar suya karışabilir. Farklı organizmalar da bu zehirli maddeleri yutar. Besin zincirinde aşağıdan yukarı doğru vücuttaki zehirli madde oranı artar. Yani bir insan zehirli madde yutmuş balığı yediği zaman vücuduna aldığı zehir oranı balıktakine göre daha fazladır.

- Plastik atıklar, deniz kaplumbağalar (en sevimlisini başa yazdık, bir şey bilmesek yazmazdık), sürüngenlere, balıklara ve deniz kuşlarına zarar verir. Hayvanlar yiyecek zannettikleri plastikleri yiyerek adeta 21. Yüzyıl Türkiye’sindeki bir genç gibi hayatta kalmaya çalışmaktadır ☹… Bu durum solunum yollarını olumsuz etkilenebiliyor ya da vücutlarının etrafını saran plastikler yine canlıların vücut formlarına zarar verebiliyor.

- Birikmiş plastik atıklar insan sağlığını tehdit eden kimyasalları yayabilir. Bulaşıcı hastalıkların oluşmasına sebep olabilir.

- Plaj ve deniz kirliliğinin temizleme maliyeti ekonomiyi olumsuz etkiler. Yine bu kirlilik yüzünden turist sayısı azalır. (Unutmayın turizm bacasız fabrikadır 😉


Maalesef plastik atıkların doğada çözünmesi çok uzun yıllar alıyor. Ve doğada kaldığı sürece ekosistemi tehdit etmeye devam ediyor.

Çözüm önerileri nelerdir?


- Plastik poşetleri ücretli hale getirmek.

- Plastik ve türevlerinin kullanılmasını azaltmak/engellemek.

- Plastik çöp ticareti bir çöp ticaretidir. Gelişmemiş veya gelişmekte olan ülkeler bu ticarette çöpleri ülkesine alan taraftır. Türkiye’nin plastik ithalatı son 15 yılda 173 kat artmıştır. Türkiye 2019 yılında Avrupa’dan 582.296 ton plastik ithal etmiştir. İthal edilen atıkların %30-35’i geri dönüştürülemeyecek niteliktedir. Türkiye neden bu ithalatı gerçekleştiriyor? Çünkü firmaların bu atıkları geri dönüştürmesi daha az maliyetli. Peki Türkiye’nin yeterli plastik atığı yok da mı çöp alıyor? Alıyor çünkü etkili bir atık yönetim stratejisine sahip değil. Bu atıkları kategorize etmesi, ayrıştırması, yıkaması gibi gereklilikler daha fazla maliyet istiyor dolayısıyla bu gibi işlemlerle uğraşmak yerine firmalar çöp ithal etmeyi tercih ediyor. Bunun çözümü etkin bir atık yönetim sistemi geliştirmektir.

- Plastiklerin dönüştürülmesi sağlanmalıdır. Dönüştürme kirliliği azaltmakla kalmaz enerji tasarrufu da sağlar.

- Tüketicilere plastik tüketimiyle ilgili bilinç yerleştirilmelidir.

Greenpeace Türkiye plastik çöplüğü olmasın diye mücadele veriyor, kampanyalar düzenliyor. Mücadeleye de herkesi çağırıyor. Türkiye plastikle mücadele etmesinin yanında plastik ithalatına devam ediyor. Covid-19 salgını döneminde plastik atıklar virüsün yaygınlaştırma riski barındırıyor. Türkiye sıfır atık ülkesi olmaya çalışıyor ama çöp ithal ederek sıfır atık seviyesine ulaşmak ne derece mümkün olacaktır fazlasıyla tartışmaya açık bir konu. Greenpeace’in derlediği verilere göre Türkiye;

  • Avrupa’dan Çöp almada birinci.

  • 2019 yılında plastik atık İthalatı en yüksek seviyeye ulaştı.

  • 2004-2019 yılları arasında plastik ithalatı 173 kat arttı.

Plastik atıklar kaynak olarak değerlendirilebilir.


Ocean Cleanup Group'un yaptığı bir gönüllü çalışma karesi

Plastik atık yönetiminde yapılacak düzenlemeler ile atıklardan enerji elde edilebilir. Plastik atıklar, fosil yakıt tüketimini de azaltmak amaçlı ısı, elektrik ya da yakıt sağlamaya yönelik atıktan enerji üreten tesislere gönderilerek daha iyi kullanılabilir. Dünyanın yenilenemeyen fosil yakıt tüketiminin %4’ünü plastik ürünler oluşturur. Yenilenemeyen fosil yakıt tüketimi azaldıkça doğaya salınan sera gazı miktarı da azalmaktadır.

Avrupa plastik geri dönüşümünü eko verimli bir şekilde günümüz koşullarına ve teknolojisine uygun bir şekilde sağlamak istiyor. Eko verimlilik bir ürün veya hizmetin toplumsal, çevresel ve hatta ekonomik performansının ifadesidir. Plastik atık kaynak olarak kullanıldığında;

  • Fransa' doğal kaynak tasarrufu, yıllık petrol tüketiminin %25'ine denk hale gelir.

  • Karbon emisyonu 9 milyon yon daha az gerçekleşir ve ekosistem sera etkisinden korunur.

ÇEVKO, Türkiye’de önde gelen geri dönüşüm vakfı.


14 öncü sanayi kuruluşunun adımlarıyla 1 Kasım 1991’de kurulan ÇEVKO, ambalaj atıklarının geri kazanımının hem ekonomik hem de sürdürülebilir bir model olarak ilerlemesi amacıyla yerel yönetimleri ve tüketicileri de bünyesine katarak geri dönüşüm için çalışan bir vakıftır.


E ben ne kurumum ne de kuruluş ne yapabilirim diyebilirsin ki desen çok iyi olur.


Bireysel plastik kullanımını azaltarak başlayabilirsin ki cam ürünleri tercih etmen hem kendi sağlığın hem de doğa için daha iyi olacaktır. Çevreci uygulamaları takip ederek, plastik atıklarının muhafazasını bilinçli yaparak bilmiyorsan da öğrenmeye çalışarak denizlere savrulmuş olan atıkların içine sıkışmış olan canlıları kurtarabilirsin.

Halk, yerel yönetimler, özel kuruluşlar iş birliği yapmalıdır. Tüketici nüfus bilinçlendirilmeli ve farkındalıkları artırılmalıdır. Çevre bilinci yüksek uygulamalar desteklenmeli, takip edilmelidir.

52 görüntüleme1 yorum