Yaşamak İçin Yemeyenler Kulubü

Dertler derya olmuş ben de yaprak sarma.


Yaprak sarma gibi dertleri sardığımız, kızarmış dondurma gibi sıcağı soğuğu karıştırdığımız. Mevsimlerin ayrı insanların da çok daha ayrı kendini gösterdiği zamanlardan geçiyoruz. Biraz da Türkçe pop tadında acı çekerken bir kıvırtma isteği de gelmiyor değil. Velhasıl acılara yürüyoruz ve korkuyoruz da. Korku insanlarda birçok şeyi tetikledi, belki yeni kazanımlar elde etmesine yardımcı oldu ve bu süreçte dijitalleşmeyi hızlı yakalayabilenler servetlerini katlarken, yoksullar ve eski yöntemlerde diretenler daha da alt sıralara yerleşti. Burada unutulmaması gereken bağımsız bir şekilde süreçten olumsuz etkilenen bir o kadar daha insan olduğu...


Hizmet kapına da gelebilir ama sen gel-al.


Restoran ve kafelerin kapalı olması durumu işletme sahiplerini zor duruma sokmaya devam ediyor. Düşünsene dünyanın en iyi 100 restoranından biri olsaydın bile kapalı olacaktın ve diyeceklerdi ki sadece paket servis… İşletmeler sadece paket servis çalışmak zorunda kaldılar ki bu normalde yaptıkları bir şey mi ya da bu duruma kaynak ayırmak için uygunlar mıydı sorgulanmadı bile...

Evet, belki restoranların açık ya da kapalı olması Dahataze’nin meselesi olmayabilir çünkü “daha” taze bir uygulama😉 ama biz isteriz ki kimse zor durumda kalmasın. İşsiz kalan kafe/restoran çalışanlarından bahsetmeye başlarsak buradan çıkmak çok da mümkün olmaz. Korona sadece bir hastalık olarak hayatımıza girmedi, bunun hatırlatılması gerekiyor. (bunun için sizi bir sonraki yazımıza davet edelim)


Esnafınla sosyalleş bari…

İnsanlar alışkanlıklarından ödün verdi. Yakınlarındaki restoranları ve marketleri tanımaya başladı. Yiyecek/içecek sektörü gel al uygulamasına geçti ya da aracılarla yemekleri bir şekilde hayranlarına ulaştırdı. Dahataze bu uygulamalardan biri olarak yakınındaki restoranları sana sundu ve dedi ki “Gel buradan al hem de daha uyguna!”. Malum korona insanlar ve onların sosyalleşme alanlarına kilometre taşı koydu. Herkes aslında aradığı şeyin yakınında olduğunu gördü (yani sevgi bizim bir adım ötemizde anlatabildim mi…).

Ne oturma odası ne misafir odası ille de bakkallar odası!

İş yerleri evden çalışmaya başladı. Marketler her şeyi sizin kapınıza getirmeye başladı. Bakkallar, bakkallar odasında yalnız kaldı. Küçük esnaf durumdan fazlaca nasibini aldı. Onlar da hızlanmaya çalıştı ama kıt kaynakları insanların sınırsız arzularını taçlandıramadı…

rembrandts painting
Köklü geçmişiyle 18.yy bakkallar odasından bir an; rjiksmuseum koleksiyonu, amsterdam.

Değişmeyen tek şey yemek yemektir.

İnsanlar galiba bir tek yemek yemeyi bırakmadı karantinada ki sağlıklı beslenmenin gerçekten önemli olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Marketler yağmalandı. Buna ne gerek vardı kimse anlam veremedi ama yağmalandı. İnsanlar evlerine stoklu bir şekilde gıda alışverişi yaptı böyle üç kış filan yeter öyle alışverişlerden bahsediyorum. Ülke bir ara neredeyse makarnalar tarafından ele geçiriliyordu. İnsanların en çok korktuğu şeylerden birinin aç kalmak olduğunu da görmüş olduk böylece. Halbuki dünyadaki insan nüfusundan çok insana, dünya nüfusu yaklaşık 7,6 milyar bu arada, yetecek kadar gıda üretimi yapılıyor. Bahsettiğim açlık korkusunun üretimle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Ki biz doğamızı korumazsak ilerleyen zamanlarda bunun üretimle de alakası olacak.


Dünyada yaşam zorlaştı ben Ay’a papatya dikmeye gidiyorum.

Doğayı korumakla ilgili bilgilere hayat bilgisi kitaplarından sahibiz. Suyunu bilinçli kullan, boşa yanan ışığı kapat. Çevrene karşı duyarlı ol. Yolun çok başında öğrendiğimiz şeyler ama yolda uygulamadığımız şeyler. Yaşam koşulları herkes için zor olmaya başladı. Bazen dünyayı yemekmiş gibi düşünüyorum mesela bugün dünya bana göre içli köfte gibi dışı sert kabuk, içi karman çorman; bir ısırıkta cevizin tadı bir ısırıkta etin tadı. Özür dilerim veganlar siz de falafel gibi düşünebilirsiniz nohut yaşadığınız hayatı sıradanlaştırırken içine kattıklarınız renklendirir. (İçli köfte en sevdiğim yemeklerden biridir ama dünya o kadar da sevdiğim bir yer mi, emin değilim?).


layers of earth
Kabuğu çıtır çıtır, içi ise sıcak bir lezzet bombası :(


Herkes yediği kadardır.

Ne yediğin kadar nasıl yediğin de önemli bence hatta ne zaman yediğin bile önemli. Gece açık restoran aramak mesela. Evet peynir ekmekle karnın doyar ama güzel bir yemekle ruhun da doyar. Anladığınız üzere asla doymak için yemek yemiyorum. Karnımı da Ruhumu da “daha sağlıklı”, “daha taze” günlerde doyurmak için yaşadığım dünyayı en azından gıda tüketimimle korumaya çalışıyorum.

Sağlıkla, bilinçle, iyi yemekle kalın.


28 görüntüleme1 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör